Boğaz'daki En Şık Kafe "Tarabya La Vie En Rose" "25 Aralık 2013"

2013 ün sonlarına doğru yaklaşmakta iken Mekanist Gezgin&Guruları ile Yeniköy sahilindeki La Vie En Rose' da buluşuyoruz.  Mekana ilk girdiğimde 2013 yılında Yeniköy sahilinde bir kafe yerine 1960 yılında Paris'te bir kafeye girmişim hissi uyanıyor bende. 




Mekanın genç sahibi Işıl Hanım ve Annesi ile tanıştıktan sonra ekibi beklemeye koyuluyorum. Bu arada etrafı gezip ince düşünülmüş zarif dekorasyon detaylarından görüntüler alıyorum. Tatlı ile arası olmayan benim için bile vitrin ve standlarda bulunan pasta, turta ve kurabiyeler çok cezbedici görünüyor. 




Masa dekorasyonundaki parfüm şişesi içindeki karanfil detayı çok zarif,  kar motifli tealightlık ile güzel bir ikili oluşturuyorlar. 



Ve nihayet ekibimiz toplanıyor. Işıl hanım bizlere şimdiye dek kahvaltısı ve pasta çeşitleriyle nam salmış "La Vie En Rose" un artık akşam yemeği servisine de başladığını ve bize bu menüden sunumlar yapacağını belirtiyor ve bizim için hazırladığı görsel ve damaksal şölene çıtır tavuk  ve trüf yağı ile lezzetlendirilmiş kızarmış patatesle başlıyor.


Patates oldukça lezzetli. Hormonlu olduklarından dolayı tavuk yemeyi tercih etmiyor olsamda hiç bir lezzeti pas geçmemek adına tavuğun da tadına bakıyorum. Desem de inanmayın. Çok açım, bu yüzden ne olsa yerim modundayım, hepsi bu:)

Çıtır tavuk sonrasında benim "Anne eli değmiş gibi" ismini verdiğim Türk mutfağından çeşitlemelerin bulunduğu meze tabağı geliyor. Kalınca dilimlenerek kızartılmış  bostan patlıcan ve  yoğurt sosunun üzerindeki nar ve maydanoz tanelerinin görseli çok iyi. Patlıcanın lezzeti yerinde. Kasedeki domates soslu mantı da başarılı. 
Annemin kabak mücverinin birebir aynı görüntüsündeki Ispanak mücverinin tadında beklediğim lezzeti buluyorum. Hatta herkes mücverin yarısı ile yetinirken ben kalan tek parçaya da göz dikiyorum:)



Ortadoğu mutfağından fıstıklı, kavurmalı humus, benim gibi kavurma sevdalıları için sıcakken damakta muhteşem bir tat bırakıyor. Sıcaklığın korunması adına kavurma altındaki humus da hafif ısıtılarak servis edilirse daha iyi olabilir. Humusun standarttan daha az yoğunluktaki kıvamı benim hoşuma gidiyor.

Yemeğe eşlik eden Arcadia markalı kırmızı şarabın lezzeti  çok çok çok iyi.  Gece boyunca  kadeh kadeh içmiş olmama rağmen ertesi sabah bir gram başağrısı olmaması sebebiyle kalite testinde de benden 10 puan alıyor. 



Sırada Mushroom Burger ve Latino Burger var. Ben tercihimi Mushroom Burger' den yana kullanıyorum. Hamburger köftesi ve ekmeği lezzetli, beğeniyorum. Deneyenler Foccacia ekmeği ile hazırlanmış Latino' yu da  övüyorlar. Denemediğime pişman oluyorum:)



Hemen ardından "Baked Bolonese Linguine" geliyor. Makarna sevmeyen insan olabilir mi? Hele bolonez sosa ve eritilmiş peynire doymuş diri bir Linguine e kim hayır diyebilir? Biz değil :)



Ve sırada  "Chicago style deep dish pizza"   Bu pizza adı gibi çok derin bir pizza:)  Hatta pizza yerine domatesli peynirli sıcak turta desek de olur:) Yine beğeniyoruz. Yine beğeniyoruz:)



Artık doymaya başladık. Bu kadar yiyip bir de doymasaydınız diye düşünülebilir ama herşeyden biraz biraz aldığımız için henüz tıka basa bir durumunuz yok.

Işıl hanım ve ekibi şimdi bize  fesleğenli patates püresi üzerinde
hindistan cevizi sütünde pişirilmiş cevizli köfteyi servis ediyor. Tanımı biraz uzun evet onun yerine zaten kısaca "Survivor" demişler :) Survivor'ın köftelerinin içindeki ceviz detayı beni kalbimden vuruyor. Bence ceviz tatlı tuzlu herşeye çoook yakışıyor. 



Survivor sonrası  kırmızı şaraplı porçini mantarlı risotto geliyor. Işıl hanım bu risottonun içinde çok farklı bir soğan çeşidinin bulunduğundan bahsediyor. Tadıyoruz. Bence soğan diğer tatları göre çok baskın. Bana hitap etmiyor. 



Ben daha çok  "Brunch Carborana" ismini verdikleri kuskus risotto' yu beğeniyorum.  Aslında risotto pirinçten yapıldığı için bu yemeğe risotto denemez. Ama biz dedik sıkıntı olmuyor:)  Fesleğen sosu ve krema kuskus risotto' ya çok yakışıyor. 



Finalde tatlılar geliyor. "Sizzling Brownie" görsel bir şölenle sunuluyor. Ardından Donut ve çeşit çeşit turtalar servis ediliyor. Patisserie konseptinde açılmış bir mekanın tatlı konusunda bu derece iddialı olmasını ve bu finali hiç yadırgamıyorum:)


Gece bahçe sobalarının altında, Mekanist ekibiyle Arcadia şarapları eşliğinde hayata dair derin sohbetler ile devam ediyor. Ne yazık ki eve dönüş zamanı geliyor.  La Vie En Rose ve Mekanist ekibiyle vedalaşıyoruz.

Biz La Vie En Rosa' a bayılıyoruz. İster akşam yemeği,  ister kahvaltı ister tatlı kahve konsepti, birinden biri için mutlaka uğrayıp  bu orjinal ambiansı ve hem göze hem de damak tadına hitab eden lezzetleri deneyimlemenizi şiddetle tavsiye ediyoruz. 

Etiketler: , , , , , , ,