Tekirdağ, Ramada, Gezilecek Yerler


Hafta sonu İstanbul'dan kaçıp yakın bir yerlere gitsek, biraz doğa gezisi yapsak, biraz da konforlu bir otelde havuz, hamam, spa filan takılsak ama otel çok da pahalı olmasa diyoruz. Sapanca cenaplarında cumartesi tek gece için fiyatlar uçmuş malum, biz de ne varsa batıda var, en kötü otelin havuzunda yüzer, köfteye doyar döneriz diyip Tekirdağ'daki Ramada Otel'i seçiyoruz. Sabah kahvaltısı ve akşam yemeği dahil ma aile 200 TL fiyat alıyoruz. Çok iyi değil mi?



Cumartesi sabahı kalkar kalkmaz yola koyuluyoruz.Yaklaşık bir saat sonra Marmara Ereğlisi'ne varıyoruz. Sahilde sabah yürüyüşü ve balıkçı amcalardan birinin tuttuğu köpek balığı ile tanışma seansının ardından kumsaldaki Paşa Kafe’de kahvaltımızı yapıyoruz. 


Hemen dibimizde çocuk parkı olması ne güzel bir tesadüf, kuzular oynarken sıcak çayımızı yudumlayıp kış güneşinin tadını çıkarıyoruz...


Kahvaltıdan sonra istikamet Tekirdağ. Öğlen 12 suları Tekirdağ' a varıyoruz. Erken batan güneşi kaçırmak istemediğimizden otelimizi pas geçip sahilden gezilecek yerler ve görülecek yerler listesinin başlarında olan Kumbağ, Uçmakdere ve Mürefte üzerinden Şarköy'e kadar gidiyoruz. Uzun yıllar önce harita üzerinde daha kısa olduğuna kanaat getirip Assos'a giderken Malkara-Keşan hattı yerine bu yolu kullanmışlığımız ve çok pişman olmuşluğumuz var.


Mıcırlı, daracık, kuş uçmaz kervan geçmez yollarda bir yanımız dağ, bir yanımız uçurum, yusuf yusuf şeklinde yaptığımız yolculuğu hala unutamadık… Ama yine de çok zaman oldu bu rotaya bir şans daha verelim istiyoruz. Uçurumlar hala uçurum ama yollar asfalt olmuş, sıkıntı yaşamıyoruz. Uçmakdere’nin tepelerinde yamaç paraşütü yapmak için havalanmak üzere olan iki gence rastlıyor, hemen yanlarına koşuyoruz. 

Yıllar sonra yakınlarında olmak bile beni çok mutlu ediyor... Sahile inip biraz yürüyüş yapıyor, kartpostal güzelliğinde fotoğraf kareleri yakalıyoruz.


Yolumuzun üstünde Mürefte var. Şarköy ve Mürefte bölgesi Türkiye'de şaraplık üzüm üretiminin ve şarap fabrikası sayısının en çok olduğu bölge. Mürefte'de şarap müzesi bile var. Hem de 2 tane. Ama gittiğimizde ne yazık ki kapalı olduklarını öğreniyoruz. Kaderimize razı gelip "Kutman Şarap Müzesi" nin yanı başındaki bir üretim tesisinde sorumlu bir ağabey ile sohbete dalıyoruz. Hiç bir ortamda bizi utandırmayacağını vaat ettiği no name şaraplardan bir koli alıyoruz. 


Geçtiğimiz hafta sonu Sülüklü Göl'de gerçekleşen mangal partisinde yaptığımız tadımda şarap gerçekten de bizi utandırmıyor, hiç utanmadan dev şişeyi bitiriyoruz:)

Mürefte'den sonra Şarköy'deyiz. Burası terkedilmiş yazlık kasabası tadında, yapacak pek birşey bulamıyoruz. Karnımız guruldamaya başlıyor, Tekirdağ köftesi bizi çağırıyor:) Dönüşü Keşan Malkara üzerinden yapıyoruz. Klişelerden uzak duralım diyip Löplöpçü Semih'in tavsiye ettiği otelimize çok yakın Serinoğulları' nda alıyoruz ilk Tekirdağ köftemizi. Mekân çok büyük, boş ve ruhsuz. Köfteler güzel ama fark yaratmıyor. 


5 dakikada köfte ve piyazı silip süpürüp otelimize gidiyoruz. Elimizdeki poşetleri odaya attığımız gibi kapalı havuzda alıyoruz soluğu. Evet, biz tek gece kalmalı tatillerimiz için valiz hazırlamıyoruz. Hepimiz pijamamızı ve yedek bir çift daha giysimizi bir iki poşete doldurup hooop yola çıkıyoruz. İçinde mayo, gözlük, bone ve terliklerimiz olan plaj çantamız bizi her daim hazır bekliyor zaten. Yüzmeyeli aylar olmuş. Hepimiz suda çok mutlu oluyoruz.



 Yolculuğun başında kızıma soruyorum 'Annecim önce gezelim, sonra mı yüzelim yoksa önce yüzelim sonra mı gezelim?' Kızım 'Önce yüzelim sonra yine yüzelim' diye cevap veriyor. Yüzme aşamasına gelene kadar, ne zaman otele gidicez diye sormaktan dilinde tüy bitiyor. 

Biz de onun istediği gibi ellerimiz buruşana kadar yüzüyoruz. Sonra hamamda şırıl şırıl suları dökünüp şımarıyoruz. Akşama doğru ancak odamıza geçip bembeyaz pofidik otel yorganlarına gömülüyor, oğlumun tabiriyle keyif çıkarıyoruz:)



Odada keyif çıkarttıktan sonra canlı müzikli aksam yemeğine katılmak üzere restorana iniyoruz. Restorana bizim gibi otel müşterilerinin yanı sıra topuklu ayakkabıları ve parıltılı bluz ve el çantalarıyla Cumartesi akşam eğlencesine gelmiş Tekirdağ Sosyetesi de teşrif ediyor:)  Sessiz başlayan gece müzikle birlikte hareketleniyor. Gırnatacı ekip başlangıçta Hüsnü Şenlendirici tadında yemek müziği çalıyor, sonrasında sahneye solist çıkıyor, slow bir iki parça sonrasında müzik hareketlenince, hanımlar kalkıyor ve göbecikleri atmaya başlıyor, ben de göbek atanlara adapte olmakta gecikmiyorum.


Eğlence erken başlıyor, erken bitiyor. Bizim gibi çocuklu aileler için biçilmiş kaftan. Odamıza çıkıp yataklarımıza gömülüyoruz. Sabah otel etrafında biraz dolaştıktan sonra kahvaltı yapıyor ve yine koşar adım kapalı havuzun yolunu tutuyoruz. Dünkü kadar aşırı bir heves yok tabi ama yine de keyifle yüzüyoruz. Ve hamam, ve oda ve check out.

Tekirdağ merkeze inip sahildeki lunaparka gidiyoruz. Kuzularla Tekirdağ stayla roller coaster’a biniyoruz. Yaşasın büyüyorlar, aynı şeylerden keyif alma yaşlarına geliyoruz:)


Sahilde biraz yürüyüş yaptıktan sonra rotayı çarşı içine çeviriyoruz ve çarşıdaki  Özcanlar Köfte'de Tekirdağ köftesi , kasap köftesi, piyaz ve kızarmış ekmek ile cidden güzel bir ziyafet çekiyoruz. Buranın en sevdiğim yönü 1 porsiyon köfte söylediğinizde önce yarısını, bitince sıcak sıcak diğer yarısını servis etmeleri. Bir köfteci bu kadar mı benlik olur:) 


Köftenin üzerine kaymak, ceviz ve tahin soslu bomba bir tatlı olan Hayrabolu tatlısını götürüyoruz:)


Ve yine yollardayız. Hedef Karaburun Limanı. Karaburun, İstanbul il sınırları içerisinde Çekmece göllerinin hizasına denk gelen Arnavutköy’e bağlı, Karadeniz kıyısında bir liman köyü. Uçsuz bucaksız bir kumsalı var. 



Limandaki Hanımeli Balıkçısı'nın namını duymuştuk. Balıkçının önünde son model arabaları görünce şaşırıyoruz. Biz daha lokal bir yer hayal etmiştik. Burası bildiğin boğazdaki lüks balıkçılar ayarında kalantor bir balıkçı… İçerisi tıklım tıklım ve aşırı gürültülü. Girdiğimiz gibi kendimizi tekrar dışarı atıyoruz. Özcanlar'da köfte olayını abarttığımızdan mütevellit karnımız hala tok, burun kıvırmamız kolay oluyor. 


Sahilde güzelce gezip, hava kararmaya yakın dönüş yoluna koyuluyoruz. Göktürk, Kemerburgaz’a doğru yeni bir yol yapılmış, çevre yolundan yarım saat 40 dakikada evimize ulaşıyoruz.

Evde mis kokulu tarhana çorbamızı içiyor, bu sefer kendi yumuş yataklarımıza gömülüyor, mutlu bir uykuya dalıyoruz…

Etiketler: , , , , , , , , , , , ,