Adana Gezilecek Görülecek Yerler "Nisan 2014"



Senenin başında bankamızın gezenti hatunları "Festival nerede biz oradayız" mottosu ile Nisan ayında Adana'da gerçekleşecek Portakal Çiçeği Festivali için Flypgs'den biletleri kapıyorlar.  Ben de kuzulardan birini alıp gitsem olur mu olmaz mı derken 5 Nisan Cumartesi sabahı bilet alan beş kişiden ikisini fire verdiği için üç bayan,  iki çocuk ve iki puset Sabiha Gökçen Havaalanında buluşuyoruz. 


Biz bilet aldıktan sonra bir hafta öteye ertelenmesi sebebiyle ne yazık ki festivali ıskalıyoruz. Ama olsun diyor, moralleri bozmuyor, Adana lezzet duraklarına doğru uçuşa geçiyoruz:) İlk olarak uçakta kızımla birlikte PEGASUS Kafe'den mozerella salatası ve mantarlı ravioli tadımı yapıyoruz:)



Yolculuk sıkıntısız geçiyor, merkeze sadece 3 km mesafedeki Adana havaalanından otelimize taksiyle çabucak ulaşıyoruz.

Otelimiz Şenbayrak City merkezi konumu, güleryüzlü personeli ve yepyeni odaları ile ilk görüşte beğenimizi kazanıyor. (Tek kişilik oda kahvaltı 90 TL) Odalarımıza yerleştikten sonra yollara revan oluyor, sırası ile Bebekli Kilise ve Ulu Camiyi panaromik olarak izleyip Taşköprü'ye devam ediyoruz. Taşköprü'ye nazır bir parkta soluklanıp öğle yemeği lokasyonumuzu belirlemeye çalışıyoruz. 



Tavsiye edilen restoranlardan hangisinin yakınımızda olduğuna karar vermemiz epey bir zamanımızı alıyor ama en nihayetinde kendimizi eski çarşı içindeki Tarihi Kazancılar Kebapçısı'nın avlusunda adanaları götürürken buluyoruz:)



1908 yılında kurulmuş, sonradan İstanbul'da da şubeleri açılmış Adana'nın meşhur kebapçılarından olan Kazancıların duvarları ünlülerin resimleri ile dolu. Buyük saatin orada bulunan  merkez şube vakti zamanın en popüler kebapçılarından olmasına rağmen yerleşimin zamanla merkez dışına kayması ile birlikte bu bölge populerliğini yitirmiş, köhneleşmiş, kebapçılar da yeni bulvarlar üzerinde yeni şubelerini açar olmuşlar. Yine de avlusundaki rakılı fasıl muhabbetinden ötürü akşam yemeği için hala tercih ediliyor.


Biz öğle saatlerinde gittiğimiz için pek bir randıman alamıyoruz. Çöp şiş kuru geliyor, adana fark yaratmıyor, üstelik porsiyonu Adana standartlarına göre oldukça küçük görünüyor. Fiyatlar makul, 4 porsiyon kebap, ortaya getirdikleri standart mezeler ve soft içeceklerle birlikte 62 tl ödüyoruz. Gitmeyi düşünürseniz iyisimi akşam gidin. En azından ortam renkli ve hareketli olur...


Yemek sonrası gezilecek yerler listesinin başlarında olan Taşköprü'ye geri dönüyor, Seyhan nehri kıyısındaki devasa Sabancı Cami' nin yanındaki devasa parka gidip çayır çimene yayılıyoruz. 

Türkiye'nin ve Ortadoğu'nun en büyük camisi olan Sabancı Cami'nin yanındaki Merkez Park da 33 hektarlık alanı ile Türkiye'nin en büyük parkı imiş. Ucunu bucağını göremememizden belli:) Keşke İstanbul'da da bu büyüklükte parklar olsa diye iç geçiriyoruz.


Bu gezimizde bize 3 ve 6 yaşlarında iki kız çocuğu ile birlikte her şeye hayır, her şeye benim diyen bir adet 3 yaş sendromu ve onun bu hallerine özenip dikkatleri kendi üzerinde toplamaya çalışan bir adet 6 yaş sendromu eşlik ediyor. Oğlum ve kızım arasında denge kurmaktan bıkıp, birini kapıp sakince tatil yapiyim derken daha beter bir ikili ile karşı karşıya kalıyorum. Çok net bir şekilde yağmurdan kaçarken doluya tutuluyorum.

Kim kimin hırkasının üzerine oturacak krizini aştıktan sonra bir sonraki krize kadar sıcacık güneşin keyfini çıkarıyoruz. 



Sadece tek gece için buradayız, daha gezilecek yerler var, bu kadar keyif yeter diyorotamızı bu kez Seyhan Baraj Gölü'ndeki Sevgi Adası'na doğru çeviriyoruz. Baraj gölü merkezden uzakta. Taksici amcanın biri ile 25 TL ye anlaşıp göle varıyor, bici bicicilerin göle sıfır koydukları masalarda Sevgi Adası'na nazır çayımızı, kahvemizi yudumluyoruz. Hava ve göl çok durgun, içimizi huzur kaplıyor. Çocuklar kâh kıyıya bağlı teknenin üzerine çıkuyor kah teknenin iplerinde akrobasi yapıyor, öyle böyle akşamı ediyoruz.


Akşam için Mekanist'ten arkadaşların önerilerinin kesişim kümesinde olan Elem Kebab'ı tercih ediyoruz. Salaş bir mekan iken nam salıp, gıcır gıcır şubeler açan kebapçılardan olan Elem'in Süleyman Demirel Bulvarı'nın hemen başındaki yeri bulundurduğumuz yere yakın, göl kıyısından yürüye yürüye mekana ulaşıyor, gayet tiki tongi bir restoranla karşı karşıya kalıyoruz.


Elem'de kim kimin yanına oturacak krizini de atlattıktan sonra siparişlerimizi vermeyi başarıyoruz. Pirzola ve adanada hayal ettiğimiz lezzeti bulamasak da ciğer kebap başarılı, mekanın spesiyali olan kaşarlı humus için de çok iyi diyebiliyoruz. 5 porsiyon kebap, kaşarlı humus, mezeler ve soft içecekler için ödediğimiz rakam toplam 100 TL.


Kuzuların uyku saati geldi geçiyor, sapıtık hareketler dozunu gitgide arttırıyor, bizi ancak otel paklar diyor, başka bir taksici amca ile anlaşıp otelimize dönüyoruz.


Bembeyaz, pofidik otel yorganımızın altında, kızımla koyun koyuna, sabah ezanını kulağımın dibinde okuyan amcanın sesini duyana kadar mışıl mışıl uyuyoruz.  Ezan başlayınca Dora da korkup ağlamaya başlıyor. Onu sakinleştirip uyutmayı başarsam da benim uykum kaçıp gidiyor. Bir buçuk saat boyunca yatakta döne döne nihayet dalabilmişken, Doracığım uyanıyor:( Güne harika bir başlangıç!

Gezilerdeki iyimser bakış açımı tüm hayatıma yansıtabilsem keşke. Uykusuzluk modumu hiç bozmuyor, güzel bir duş, otelde harika bir kahvaltı sonrası işte güneşli Adana sokaklarındayız.


Hava yazdan kalma, tişörtleyiz. Adana'nın Bağdat Caddesi adledilen Ziyapaşa Bulvarı'nı baştan sona gezdikten, gördüğümüz parklarda ve fıskiyeli havuzlarda  mecburi molalarımızı verdikten sonra Ziyapaşa Özsüt'te dondurma keyfi yapıyoruz. Sıcaktan bunaldığımdan mıdır nedir yediğim çilekli ve kavunlu dondurma çocukları geçtim, bana bile muhteşem geliyor. 


Şimdi Adanalı ikiz anneleriyle buluşma zamanı. Bahar ve annesi ile bir süreliğine vedalaşıyoruz. İkiz anneleri mail grubumuzdan 5 ikiz annesi ile buluşup Menderes Bulvarı' ndaki Park Zirve Onbaşılar Kebap' ın yolunu tutuyoruz. 

Yol boyunca gördüğüm bulvarlar, modern binalar, kafe ve restoranların çokluğu karşısında şaşırıyorum. Adana gördüğüm diğer Anadolu şehirlerine pek benzemiyor.

Onbaşılar Kebap'a geldiğimizde manzaradan çok etkileniyorum. Kartal yuvası gibi tepeye kondurulmuş, çok şık, hoş bir bahçe ve alabildiğince bir göl manzarası. 


Üzerine gelen metrelik kebaptaki nefis etler de bonus oluyor. 


Mekanın spesiyali tereyağında kızartılmış kıtır pideli Kebap Suşi' ye özellikle bayılıyorum.Yeşilaycı Adana öğünlerime o noktada son veriyor, manzaraya karşı buz gibi biramı yudumluyor, anın tadını çıkarıyorum. 


Ne yazık ki güzel arkadaşlarımdan ve bu güzel mekandan ayrılma zamanı... Emel'in arabasına atlayıp, havaalanının yolunu tutuyor, çooook özlediğimiz babamıza ve Dodo'muza doğru uçuşa geçiyoruz:)



Etiketler: , , , , , , , , , , , ,